17 Ocak 2021 Pazar

ASKIDA YAŞAMLAR


 Bu uygulamayı sanırım ilk olarak 'askıda ekmek' sloganıyla tanımıştım. 

Güzel, yararlı bir uygulama. Fakat şöyle bir şey var ki bizim insanımız neden askıdan bir şeye ihtiyaç duysun ki ? Devletimiz yok mu ? sosyal devletin görevlerinden biride halkını muhtaç etmemek degil midir ? Askıda ekmek, askıda simit, askıda elbise, askıda fatura derken işi okadar büyüttüler ki askıda eğitim gibi ne olduğuna anlam veremediğim bir takım yardımlaşma yolları türedi. Devletimiz var mı ? Evet. peki neden eğitimin askıda olanına, faturanın askıda olanına ihtiyaç duyuyoruz ? Durun ben söyleyim cevabı sandığınız kadar politika bilmekle yahut sosyolog olmakla bir ilgisi yok. Fakirleşiyoruz efendim fakirleşiyoruz. Halk fakir. Hemde iliğine kadar. Aksam çocuğumun yanına eli boş gidersem kaygısı bile güdemeyecek kadar fakir. Artik insanlar çoluğunu çocuğunu değil kendi ihtiyaçlarını bile gideremez olmuş. Kendine yetemeyen insan nasıl başkalarına umut olabilir ? Olamaz. imkânı yok. Geçen gün büfeye gittim önümde dalyan gibi 2 metre boyunda takım elbiseli (biraz yıpranmış olsada) bir adam duruyordu. Utana sıkıla çekingenliğini saklamaya çalışıyordu. Her halinden belliydi parasız olduğu ve acil bir ihtiyacı olduğunun. Bana ısrarla sırasını vermek. Istedi ama ben kabul etmedim. O da az evvelki utangaçlığına 2 mislini ekleyerek büfe yetkilisinden en ucuz sigarayı yazdırmasını rica ederek bir paket istedi.( Sigara kullanıyor olmasını tasvip etmiyorum asla. Zevkin veresiye olmaz yazısız kuralınında gayet bilincindeyim fakat anlaşıldığımı umarak devam ediyorum. ) Büfeci kabul etti ne kadar memnuniyetsiz olsada. Söylerim size arkadaslar bu adam çocuğunun (şayet varsa ki sanırım vardı. Parmağında yüzük, yüzünde kız babası masumiyeti vardı.) Istedigi en ufak bir isteği dahi yerine getiremezse kahrolmaz mi! Dış ülkelerde yaşıyor olan insanlardan ne farkımız var ? Insan olmak evrensel olmaktır! Ama bize gelince ne yazık ki bindirilmis olduğumuz rotasız bir gemideyiz. Koskoca samanyolunda bi' gemimi var sadece. Aynı gemide olduğumuzu kabul ediyorum fakat sanırım biraz aşırı yüklendik gemiye, zira batmak üzereyiz, üstelik birilerinin günahları sebebiyle. Şuan bu satırları yazarken geleceğe dair ne kadar umutsuz oluşumu fark ettim. Umut kimilerine göre asla kaybedilmemesi gereken bir sey. Kimilerine gore ölümün en vahim hali. 


Kime inanacagiz, kime guvenecegiz ? bilemiyoruz degi mi. Biri çıksada kurtarsa bizi bu bataklıktan diye bekliyoruz. Ama Mustafa Kemal gençliğe hitabetinde ne diyor hiç baktınız mı ? "Millet, fakr ü zaruret icinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Işte bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktir! muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" Bu da demek oluyor ki kurtarıcı beklemek romantizimdir. Herkes kendi kurtarıcısı olmalıdır. Tembellik ve haıra alışmışlığın sonumuz olur. Kiralarin binbeşyüz tl üzeri olduğu bir ülkede binotuz tl vermek ne demektir? insanlar geçinemiyor bunu ısrarla görmek istemiyorlar! vatandaş kendini cayır cayır yakıyor. Cebindeki son parayla benzin alıyor kendini yakmak için. kurtulup ölmeyince keşke param olsaydı da biraz daha benzin alsaydım diyor. Bu nasıl acı bir tablodur boyle. Picasso bugün yaşıyor olsaydı bu günümüzü resmeder ve bunada ben degil siz yaptınız derdi. Nietzche atın kahrından değil ayakkabısı olmadığı için yalın ayak dışarı çıkmak zorunda kalan babalarin kahrından tecrit ederdi kendini. Demem o ki efendiler durum çok vahim. Bunları yazarken sanmayın tuzum kuru, benimde iş yapamadığım zamanlar oldu ama yılmadım elbette. Kimsenin umrunda değiliz bunu unutmayın. Ben kimseden yardım isteğinde bulunmadım ve yine bu çukurdan kendi kendime çıkacağıma olan inancımı hiç kaybetmedim.