3 Aralık 2020 Perşembe

ENGEL!

Sıradan insanların başarısı bize normal gelir ama engelli/sendromlu/hasta ise "vaay be" dedirtir 

ve engeline RAĞMEN diye başlayan sırasız cümleler kurar, düşünür ve duygulanırız. Aslında işin 

hiç de vaay be'lik bir tarafı olmadığını bilmeyiz çünkü yoktur ve gayet sıradan bir durumdur. 

Mesela elleri olmadığı için ayakları ile resin yapan kişiye duygusal degilde analitik yaklaşalım. 

Biz ellerimizi kullandığımız için ayağa ihtiyaç duymadık, o ise ayanlarını kullanmak zorunda kaldı

 ve hali ile bacak, bilek, parmak kasları gelişti ve her işi ayaklarıyla rahatlıkla yapabilir duruma 

geldi. Yani aslında yapamadığı değil yapabildiği bir şeydi ve o potansiyeli kendi içinde kendi 

kapasitesi dahilinde bulunduruyordu. Ama biz kişiyi kusurlu, eksik, hasta gördüğümüz için 

kendisinden beklemiyor ve kişi yapınca da " vaay be" nidalarıyla gereksiz duygulanırız.

 

  " iyi de canım bunun ne zararı var" Çok zararı var: Eğer siz bu şekilde yaklaşırsanız olaya, kişi 

asla engelli, kusurlu kişiliğinden ayrılamaz ve o kişi ile yanlış bağ kurmuş olur, ortaya 

engelli/sağlıklı ilişkisi çıkarır, kişinin kimliğinin önüne geçer ve farkında olmadan ötekileştirmiş 

olursunuz. Bu konularda duygusallık hiç hoş değildir. 

Velhasilkelam hepimiz biriz üstadim. Bir kolun, bir bacağın fazla diye üstün değilsin.

28 Haziran 2020 Pazar

ORGAN BAĞIŞI

Organ bağışı
Organ bağışı konulu bu yazıma yaklaşık bir ay önce başlamak niyetindeydim fakat 'normalleşme' süreci araya girince çok sevgili (!) patronlar hemen iş başı yapılması yönünde talimatlarını biz çok değerli (!) çalışanlarına ilettiler. Bizlerde seve seve gelecegimizi söyledik. Bundan dolayıdır ki bugün ancak yazabildim fakat zararı yok. Geç olsunda güç olmasın demiş büyükler.


Organ bağışı denince akla ilk olarak din ve yaş olgusu geliyor. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki dinen bir mahsuru yok.(Bu konuda aydınlanmanız için yazımın sonuna kaynak bırakacağım.Dileyen açıp okuyabilir.) Bu bağnaz düşünce yapısından kurtulmanın vakti gelmedi mi sizce de? Çok yazık ediyoruz kendimize, toplumumuza. Geçenlerde şöyle bir diyaloğa şahit oldum; "Kardeşim hadi ben ölünce gözümü bağışladım diyelim, diğer dünyada Allah'ı nasıl göreceğim?" Sert bir ses tonuyla organ bağışlamanın dinen uygun olmadığını, "Allah organ bağışına ihtiyacı olan kulunun yaşamasını isteseydi zaten organ verirdi" dediğini duyunca kendimi çok kötü hissettim. Sonrasında bu düşüncenin (düşünen bir insanın böyle seyler söyleyemeyeceğini biliyorum) cahilce olduğunu farkettim ve umarım akıllanır dedim ama inanın gram inanmadım bu dediğime çünkü 70'inden sonra pek mümkün değil gibi.  Organ bağışını daha iyi anlamak için her gün orada burada karşılaştığınız ve son zamanlarda dillere pelesenk olup herkesin savunduğu kelimeyi anımsatmak isterim size: "EMPATİ"  Evet empati yapın. Engellileri ve ihtiyaç sahiplerini sosyal medyada paylaştığınız zaman yardımcı olmuş sayılmıyorsunuz, bunu unutun lütfen. Harekete geçmediğiniz sürece her sey havada kalır arkadaşlar. Kendizi o durumda düşündüğunüz oldu mu hiç ya da kemoterapi merkezlerine, diyaliz merkezlerine gittiğiniz oldu mu? Gidin lütfen. Gidin ve oralarda nasıl acılar çekildiğini kendi gözlerinizle görün. Ben çok şahit oldum. 4 yaşında diyalize bağlı yaşamak zorunda olan bir çocuk düşünün kateteri dizlerine kadar uzanan.. Ben düşünmekle kalmayıp birebir gördüm. Diğer insanları görmek sizi etkilemiyorsa kendinizi ya da sevdiğiniz birinin organa ihtiyacı olduğunu ve bulunamadığını düşünün. Nasıl hissettirdi? Evet bu hissettiğinizi yaşayan nice insan var.


Yok ben kırk yaşındayım pörsümüştür şimdi organlarım, yok ben otuz yaşındayım daha çok gencim vs. bunlar hep bahane kandırmayalım kendimizi.


Düşünsenize Allah size nasıl bir fırsat vermiş, hiç tanımadığınız bir insana bir hayat veriyorsunuz ne kadar muzzam bir şey. Şehrin merkezine çeşme yaptırıp üstüne çeşmeden büyük puntolarla falancanın hayratıdır yazmaktan çok daha mantıklı değil mi? Hemde masrafsız! Çeşme yaptırmayın demiyorum tabikide yanlış anlaşılmasın ya da siz bilirsiniz nasıl anlarsanız.

Ülkemizde anlamsızca gözardı edilen bir olay organ bağışı. Hasta sayısı inanılmaz derecede yüksekken bağış sayısı yok denecek kadar azdır ve buna anlam vermek imkansız. Organ bağışı yapılmadığı için hayatını kaybedenlerin sayısı her yıl artmakta. Bu sebeptendir ki bir an önce detaylıca düşünüp harekete geçmek gerek. Yapmanız gereken tek şey en yakın sağlık kuruluşuna gidip bilgi almak ve gönül rızasıyla form imzalamak. Yok ben toprak altına (ya da nasıl bir seramoniyle gideceksen kendi inandığın yola) tüm organlarımla bir bütün olarak gitmek istiyorum dersen o da senin bileceğin iştir. Ama eğer fikrin değiştiyse ve mezarda organlarımı çürütmektense öldükten sonra başka bedenlerde hayat bulmak istiyorum diyorsan, organlarını bağışla.

Unutmayın ki; ORGAN BAĞIŞI HAYAT KURTARIR.

Dinen aykırı olmadığını açıklayan kaynak sayfa: http://www.tonv.org.tr/tr/organ-bagisi/organ-bagisi-ve-dinler/

27 Mayıs 2020 Çarşamba

KADIN


KADIN!

Çocuk yaşta evlilik, kadın cinayetleri

  Aslında bu defa çok sevdiğim bir insan için bir yazı kaleme alıcaktım fakat insan bu ya; bir anı bir anını tutmuyor. Şu sıradışı dijital dünyaya adapte olduğumuz sıralarda, ruh halimizi de belirler oldu bu sosyal medya. Gayet mutlu bir ruh haliyle girdiğim kuşluk yerine bir anda down olup çıktım. Dumura uğradım adeta. Pek hoşnut değilim bu durumdan. Birkaç gundür sürekli denk geldiğim ve yaşadığımız toplumun yaşayış biçimine tamamen aykırı olan sıradışı ama sürekli gündeme gelmesinden dolayı olağan bir vaziyetmiş gibi karşıladığımız 'çocuklar' üzerinde polemik yaratılması. Zaten 20'li yaşlarına kadar yaşamak nedir bilmiyorlar, sürekli başları önlerine eğik durumda! Evde anne-baba, okulda öğretmen, sokakta tanımadığı ahlak bekçileri! Ahlak dedimse lütfen sığ kalıplardan sıyrılarak ele alın. İçerisinde bulundukları eğitim sistemi saç ağartıyor ama kimse bunu görmüyor! Peki gördükleri ve üzerinde kendilerince fetva verebileceklerini zannettikleri konu nedir? Neymiş efendim 15 yaşında kız çocukları doğum yapabilirlermiş! Bunu söyleyecek düzeyde nasıl bir irtifa kaybına uğramış olabilir bu akıl! Sahi bu insan müsveddelerinde bulunur mu bundan?

Bu çok kirli bir zihniyettir! Her şeyden öte insan haklarına aykırıdır. Nasıl olur da sen hakkın olmadan bir insanın hayatı üzerinden yorum yapabilirsin! Heleki bu henüz reşit bile olmamış biri/birileriyken.

Çocukların okuması, kendi yeteneklerini keşfetmesi, insanları tanımadan önce kendi dünyalarını tam olarak tanıması, arkadaşlarıyla yere düşüp dizini kanatması gerekiyor. Ellerine başka kanlar bulaştıranlarla tanışmamaları gerekiyor! Farkındayım üslübumun çok hoş olmadığının ama inanın artık ne kadar içimde tutabilirdim bilmiyorum. Sözcüklerimi tek tek seçerek yazıyorum şuan ama bu kadar oluyor.

Sırf o da değil, kadınlara olan saldırılar yıllardır durmak bilmiyor! Her geçen gün tablo daha vahim bir hal almaya başladı. Kadın sığınma evlerinin genel evlerle olan paralel artış hızı hiç kimsenin umrumda değil! Sosyal medya insanların adalet sağlayıcısı olmuş durumda, eşinden şiddet gören artık güvenlik güçleri yerine sosyal medyadan yardım umuyor. Bunu sorgulayan kimse yok. Sosyal medya hesabı olmayan ölüme mi terk edilmeli?

Duruşma salonunda hakim, (işini gerektiği gibi, hukuk çerçevesinden ayrılmadan mesleğini icra edenlere sonsuz saygım vardır.) kadına "Kızım, kocandır az sabret nikahta keramet vardır.Kocana saygısızlık etme, bir bildiği var ki öyle yapıyor.Seni sevmese dövmez." diyor. Erkeğe "Oğlum, bir daha el kaldırma karına, yazıktır." diyor. Evleneli on yıl oluyor yufka yürekli, arabulucu hakim amca; ne zaman gelecek bu keramet! Kadın bu ya hep sineye çeker zaten değil mi!

2016, 2017 ve 2018 yıllarında (726’sı polis, 206’sı jandarma kayıtlarına geçen) toplam 932 kadın cinayeti işlenmiştir. Evet bunlar yalnızca kayıtlara geçenler. Peki ya hiç haberimiz dahi olmayan kaç tane var? Bilmiyoruz değil mi? Çünkü sosyal medyada yardım çağrısında bulunamadılar, çünkü hakim arabuluculuk tavsiyesinde bulundu.

Çocuk yaşta evliliğe ve kadın cinayetlerine topyekün karşı çıkmazsak, yine ne idüğü belirsiz birkaç kendini bilmez çıkıp Allah'ın ona yararlı işler dahilinde kullanması amacıyla verdiği o ağız nimetini gereksiz yere açıp kapatacak kelime israfında bulunacak. Bu mevzunun çözümü için iki üç kişinin imza toplamasını beklemek romantizimdir. Tek yapılması gereken bir şey vardır o da harekettir ve bu hareketin üst makamlarca dikkate alınması gerekiyor aksi taktirde yine sosyal platformlarda yardım çağrısında bulunan kadınlara ment atıp, gelin kız çocuğunun evlenmesine mani olan fotoğrafçı haberlerini gururlanarak okuyacağız.


İstatistiklere bakmak isterseniz;
• https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Kadin_Cinayetleri_Rapor.pdf
• http://www.halksagligi.hacettepe.edu.tr/sunumlar_ve_seminerler/20mart_Sempozyum/erkenyas_evlilik_gebelik.pdf

17 Mayıs 2020 Pazar

İNSAN MİKROÇİPLEME

İNSAN MİKROÇİPLEME


insan mikropçipleme, ID2020, kuantum nokta

Microsoft kurucu ortağı Bill Gates, koronavirüs için kimin test edildiğini ve kimin aşılandığını gösterebilen "dijital sertifikalara" sahip insan vücuduna yerleştirilebilir kapsüller üzerinde çalışıyor.
Kuantum-nokta dövmeler, biyo-uyumlu, mikron ölçekli kapsüllerin içine gömülü bir aşı ve floresan bakır bazlı ' kuantum noktaları' içeren çözünebilir şeker bazlı mikroiğnelerin uygulanmasını içerir.

Mikroiğneler cilt altında çözündükten sonra uygulanan aşıyı tanımlamak için örüntüleri okunabilen kapsüllenmiş kuantum noktaları bırakır.

Kuantum-nokta dövmeler, Microsoft'un resmi olarak tanınan bir kimlik olmadan yaşayan 1 milyardan fazla insanın sorununu çözmek için iddialı bir proje olan Bill Gates'in ID2020 adlı diğer girişimi desteklenecek. ID2020 bunu dijital kimlik yoluyla çözüyor. Şu anda, dijital kimliği uygulamanın en uygun yolu akıllı telefonlar veya RFID mikro çip implantlarıdır.

İkincisi Gates'in 6 yıldan fazla bir süredir, Gates Vakfı tarafından implant edilebilir mikroçip implantları içeren başka bir projeye fon sağladığı. MIT tarafından da öncülük edilen bu proje, kadınların vücutlarındaki kontraseptif hormonları kontrol etmelerine izin verecek bir doğum kontrol mikroçip implantı projesidir.

ID2020


ID2020'ye gelince, microsoft bunu görmek için, diğer dört şirketle, yani; Accenture, IDEO, Gavi ve Rockefeller Vakfı. ID2020 projesi Birleşmiş Milletler tarafından destekleniyor ve BM'in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri girişimine şimdiden dahil edildi bile.

Bill Gates ve ID2020'nin bunları nasıl uygulayacağını görmek çok ilginç olacak, çünkü birçok Hıristiyan ve Şii Müslüman, mikroçipleme fikrine veya herhangi bir vücut invaziv tanımlama teknolojisine karşı çıkıyorlar.


Ancak öte yandan, bu Bill Gates'in projelerini görmesi için mükemmel bir fırsatı var, çünkü koronavirüs yayılmaya devam ettikçe ve daha fazla insan pandemiden ölmeye devam ettikçe, halk genel olarak problem çözme teknolojilerine ikna olmaya daha açık hale geliyor! Yani insan mikroçiplemeye.

Pandemi sonrası insan mikroçipleme konusunda devletlerin atacağı adımlara şimdiden hazır olun! Çünkü görünen o ki bu konuda yıllardır çalışılıyormuş ama insanlığa nasıl kabul ettireceklerini bilmiyorlarmış. Artık bu konuda ellerinde büyük bir nedenleri var! Adı da Covid-19!

10 Mayıs 2020 Pazar

İKLİM DEĞİSİKLİĞİ



İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ


6 Mayıs 2020 Çarşamba

DİJİTAL DÜNYA DEVRİMİ

  Şuanki sizler, torunlarınıza " Bitcoin'den önce oradaydım" Diyeceksiniz! Ve torunlarınız, size şöyle diyecekler; Büyükbaba \ büyükanne eminim bir sonaki hikayende de bize kağıt para zamanlarında arabanıda kendin sürmen gerektiğini anlatacaksın! Yeni fikirler hızlı bir şekilde benimsenebilir, ancak yeni kavramlar çok daha uzun sürer. Konsept ne kadar uzun olursa, o kadar fazla direnç vardır ve benimsenmesi için daha uzun zaman gerekir.

İnternet bunun harika bir örneğidir, çünkü canlı hafızada meydana gelen bir devrim olmuştur. O sırada var olan direnişi, olumsuzluğu, korkuları, kıyameti unutmadık. Ancak şimdi World Wide Web' e olan bağımlılığımızdan vazgeçebilir miyiz? Tabii ki asla. Ya Arabalar? Tarihe bakın. İlk tanıtıldıklarında, masrafları ve güvenilmezlikleri nedeniyle kullanışlı görülmediler ve atlar çok daha üstün bir ulaşım şekli olarak kabul edildi. O zamanın insanları tarafından arabaların gereksiz olduğu ve atların soyunu tüketmek için yapılmış şeytani bir girişim olarak tanımlıyorlardı. Direniş yüksekti, hükümetler tarafından kullanımlarını sınırlamak için daft yasaları kabul edildi. Şimdi sokağa çıktığınızda yolda at görüyor musunuz? Biz insanlar asla geçmişten öğrenmiyoruz ve yeni kavramlar dünyayı değiştirirken alay etmeye devam ediyoruz!

Düşünün! Dokuzuncu yüzyılda bir tüccarsınız ve toptancılara satmak için baharat veya ipek dolu geminizle bir iskeleye yanaşıyorsunuz, ancak sizden her zamanki altın parçaları yerine bir kağıt parçası kabul etmeniz isteniyor!    Ancak, sadece altını biliyorsunuz, babanız ve babanızın babası da sadece altını biliyordu ve etrafınızdaki süpheci insanlar bu kağıt parayı almamanızı, bunun bir aldatmaca olabileceğini söylüyor. Tüm kargonuzu gerçekten bor kağıt parçasına mı teslim edeceksiniz? Şuan Bitcoij konusunda aynı noltadayız.

Ancak bu kez ufkumuz genişledi. Bu kez, kavram yetişkinler tarafından oluşturulmuş olsada, gerçek küresel benimsemenin, şu anda evde uzaktan eğitim alan nesilden geleceğine emin olun!  Çocuklar dijital para birimini her gün çoo sayıda kullanıyorlar. Sadece bu degil, SADECE dijital formatta bulunan ve fiziksel forma aktarılamayan para birimlerini kullanıyorlar. Bu para birimleri, çevrimiçi oyunların birçoğunda V-Bucks(Fortnite), Robux(Roblux) veya basitçe( sanal) altın gibi oyun içi para birimleridir.

Bu para birimleri, oyunlardaki görevlerk ve görevleri tamamlamak için kazanılabilir veya " gerçek dünya" ( yani fiat) doları karşılığında satın alınabilir. Fiziksel bir mevcudiyetleri yoktur, ama değer algıları vardır.  Ayrıca, herhangi bir kısıtlama veya müdahale olmaksızın dünyanın herhangi bir yerine anında gönderilebilir. Aynı özgürlüğe sahip sanal ürünler için takas edilebilir.  'Bitcoin sadece sanla bir dünyada kullanılıyor, ancak bu, küresel bir finansal krizin kaçınılmaz olduğu Covid-19 büyümekle karşı karşıya olan bu yeni nesil için bir emsal teşkil ediyor. Sizler bunn ister farkında olun, ister olmayın.


Ve bu nesil(GenZ) büyüdüğünde ve sorumluluk aldığında, dijital para kavramını ve 'eski' üzerindeki avantajlarını kaçınılmaz olarak göreceklerinden zaten anlayacaklar. Ve şüphesiz bunu tercih edecekler.    Ve geri kalanımız için, sonunda onların düşünce tarzlarına yaklaşmamız gerekecek. Tamamen dijital matematik temelli para birimleri kavramının odtaya çıkıp yayıldığı bu günlerde, sizlerin çocuklarınızın doğum günlerinde bitcoin alıp kenara koymanız bile onların gelecek hayatlarında en büyük farkı yaratacaktır. Siz bunu yaparken eş, dost, akrabadan gelen " Altın al altın, koy yastığın altına, bozdur seneye" sesler muhakkak olacaktır.

Sevdiğimiz şeylerle kalmaya ve güvende hissetmeye meyilliyiz değil mi? Özellikle yaşlandıkça!  Size naçizane tavsiyemdir, geçmişi gelecek için yanlış anlamayın.

2 Mayıs 2020 Cumartesi

JOMO NE DEMEK?


 JOMO

 

 Jomo yani diğer adıyla joy of missing out. Fomo( fear of missing out) nun aksine

birşeyleri kaçırmaktan zevk almak demektir. Günümüz dijitalleşmesinden kaynaklı

hayatımızda yadsınamaz bir yere sahip olan sosyal medyanın ve diğer dijital bağlantıların

bizi ne denli kontrol altına aldığının hepimiz farkındayız. Ve bu durumdan pekte hoşnut

olmayanlar çokça vardır içimizde. Çoğunluk olarak en hızlı şekilde adapte olan Gen Z ( 96 ve uzeri doğumlular) en büyük risk grubunda.

Bu bir tür bağımlılık halide sayılıyor ve hastalık derecesinde olanlar için mevcut tedavi

merkezleride bulunmakta. Sosyal medya ve internetin bizim için çok kıymetli olan 'Zaman'

kavraminin en büyük düşmanı niteliğinde.

İnternetin ihtiyaç halleri içerisinde kullanılması haricinde tabi.

Peki bu jomo ( joy of missing out) kavramına nasıl geçiş sağlarım sorusunu sordugunuz

heyecanı anlıyorum. Yeni hayatınıza ilk adımı atıyor olabilirsiniz dikkat sağlam basın.



1- Öncelikle sosyal medya bildirimlerini kapatıp devamında, telefonunuzda bulunan

gereksiz uygulamaları kaldırmakla başlayabilirsiniz. ( Böylelikle telefonunuzun belleğide bir

nebze olsa rahatlamış olur. )


 2- Her an için Çevrimiçi olduğunuz zamanları bu defa sosyal medya olmadan farklı şeyler

yaparak değerlendirin. Örneğin ; kitap okuyun, meditasyon yapın (hem mental hem de

bedenen rahatlama garantili.), varoluşunuzun asıl amacını sorgulayın( güzel fikir), bir

arkadaşınızı arayıp buluşmak istediğinizi söyleyin ama bunu şimdilik pandemi nedeniyle rafa kaldırabilirsiniz.


3- Tabi bunları birden yapmanız mümkün olmayabilir. Hele ki sürekli elinde telefonla gezen

biriyseniz bunu bünyenizin kabullenmesi biraz zaman alacaktır. küçük alıştırmalar yapın ve

buna en basitinden veri bağlantını kapatarak başlayabilirsiniz.


 4- Çevrimiçi olduğunuz zamanlarda aslında kendi zamanınızdan çaldığınızın farkına varın

ve bu durumu sorgulayın.


5- Geçmiş dönemlere bakın ve sosyal medyada geçirdiğiniz zaman kadar önceki

örneklerde  ki aktivitelerle uğraşın. Göreceksiniz çok verimli bir zaman geçirecek ve geçmis

dönemler için 'keşke' diyeceksiniz.

29 Nisan 2020 Çarşamba

Toplumsal gözlem


Sosyoloji nedir ?



Toplumsal gözlem denildiğinde akla ilk olarak sosyoloji bilimi gelir.

Peki nedi bu sosyoloji bilimi?

"Toplum yaşamının oluşumunu, koşullarını, işleyişini ve değişimini objektif bir 

şekilde sosyal bütünlük içerisinde inceleyen bilim dalı olarak bilinen sosyoloji; en 

genel anlamda, toplum içinde yer alan sosyal grupları, sosyal sınıfları, ekonomik, 

politik, sosyal, dinsel, ve hukuksal kurumları; nüfusu, örf, adet, değer, norm ve 

inançları; tüm bunlar arasındaki karşılıklı ilişkileri; tüm bu unsurlardaki 

değişmeleri inceler ve açıklamaya çalışır.


Bunlara ilaveten sosyolojinin içerdiği bilgi oldukça geniş ve farklılaşmış 

fenomenler alanının geniş bir bölümünü kapsar. Örneğin; aileler, kilise, cami ve 

mezhepler, yerel ve siyasal birlikler, yerel etnik ve ulusal topluluklar vb. gibi 

kurumlar içerisinde bireylerin davranışları gibi bireyler arasındaki ilişkilerin 

kalıpları, kurumlar ve toplulukların işleyişinde yapının ve otoritenin rolü, topluluk 

ve kurumların gelir ve statü veya saygı ile ilgileri, toplumların tabakalaşması, 

bireylerin eylemlerinde ve toplulukların, kurumların ve toplumların işleyişinde 

bilişsel ve normatif inançların rolü gibi

• Bireysel sorunlarla değil toplumsal sorunlarla ilgilenir

• Sosyoloji bilimi evrensel kural ve tanımlarla yapmaz

• Sosyoloji bilimi olması gerekeni değil olanı inceler

• Sosyoloji diğer bilim dallarıyla dayanışma içinde hareket eder

• Sosyoloji bilimi olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurarak genellemelere ulaşır

• Sosyoloji bilimi sistemli ve düzenli bilgiden oluşur

• Sosyoloji bilimi pozitif bir bilimdir

• Sosyoloji bilimi toplumları genel kural ve tanımlar eşiğinde inceler.

Sosyolojinin ana konusu Toplumdur. Toplum bilimi olarak adlandırılan bu analitik bilim dalı

hayatımızda geçmisten beridir çok önemli bir yer kaplamaktadır. Yaşantımız içeriside

yadsınamaz bir yere sahip olan sosyoloji ve bu bilimi icra eden sosyologlara her zaman

için ihtiyaç vardır.

Sosyoloji bilimine katkı sağlayan ünlü dünürler şu şekildedir;

E. Durkheim
K. Marks
M. Weber
V. Pareto
G. Simmel
W. Mills
T. Pareto

Türkiye'de sosyoloji bilminin kurucusu Ziya Gökalp'tir.




 

14 Mart 2020 Cumartesi

Yazmak

Yazmaya başlamak sadece bir heves olarak kalmamalı diye düşünüyorum nitekim benim gibi düşünen başka arkadaşlarımda mevcuttur.

Sen dostum, ne düşünüyorsun şuan? Bu blogu açarken ne ümid ederek açtın ?

Google emmiyi açarken peki ? Ne yazsam da aklımda ki sorular silinir, yerini parlak cevaplara bırakır dedin mi ?

Muhakkak demişsindir. Fakat bu yazımın benim ilk yazım olduğunu unutmadan okumanı tavsiye ederim naçizane :)

Yazmak istiyorsan; hemen al eline kâğıt/kalemi ve başla yazmaya. Aklına geliyorsa yaz. Benim gibi boş yapmadan tabi :)

Şuan bu yazıyı çiğ köfte yerken ve tv de dengbej'lerimi dinlerken yazasım geldi ve yazdım.

Düşünsene yarın kalktığında senin teşvikinle cesaret bulup bilgi ve birikimlerini yazıya dökmüş bundan yararlanan onlarca insan olmuş. Heyecan verici değil mi.  

Ardına baktığında gurur duyacağın eserlerin olsun.