27 Mayıs 2020 Çarşamba

KADIN


KADIN!

Çocuk yaşta evlilik, kadın cinayetleri

  Aslında bu defa çok sevdiğim bir insan için bir yazı kaleme alıcaktım fakat insan bu ya; bir anı bir anını tutmuyor. Şu sıradışı dijital dünyaya adapte olduğumuz sıralarda, ruh halimizi de belirler oldu bu sosyal medya. Gayet mutlu bir ruh haliyle girdiğim kuşluk yerine bir anda down olup çıktım. Dumura uğradım adeta. Pek hoşnut değilim bu durumdan. Birkaç gundür sürekli denk geldiğim ve yaşadığımız toplumun yaşayış biçimine tamamen aykırı olan sıradışı ama sürekli gündeme gelmesinden dolayı olağan bir vaziyetmiş gibi karşıladığımız 'çocuklar' üzerinde polemik yaratılması. Zaten 20'li yaşlarına kadar yaşamak nedir bilmiyorlar, sürekli başları önlerine eğik durumda! Evde anne-baba, okulda öğretmen, sokakta tanımadığı ahlak bekçileri! Ahlak dedimse lütfen sığ kalıplardan sıyrılarak ele alın. İçerisinde bulundukları eğitim sistemi saç ağartıyor ama kimse bunu görmüyor! Peki gördükleri ve üzerinde kendilerince fetva verebileceklerini zannettikleri konu nedir? Neymiş efendim 15 yaşında kız çocukları doğum yapabilirlermiş! Bunu söyleyecek düzeyde nasıl bir irtifa kaybına uğramış olabilir bu akıl! Sahi bu insan müsveddelerinde bulunur mu bundan?

Bu çok kirli bir zihniyettir! Her şeyden öte insan haklarına aykırıdır. Nasıl olur da sen hakkın olmadan bir insanın hayatı üzerinden yorum yapabilirsin! Heleki bu henüz reşit bile olmamış biri/birileriyken.

Çocukların okuması, kendi yeteneklerini keşfetmesi, insanları tanımadan önce kendi dünyalarını tam olarak tanıması, arkadaşlarıyla yere düşüp dizini kanatması gerekiyor. Ellerine başka kanlar bulaştıranlarla tanışmamaları gerekiyor! Farkındayım üslübumun çok hoş olmadığının ama inanın artık ne kadar içimde tutabilirdim bilmiyorum. Sözcüklerimi tek tek seçerek yazıyorum şuan ama bu kadar oluyor.

Sırf o da değil, kadınlara olan saldırılar yıllardır durmak bilmiyor! Her geçen gün tablo daha vahim bir hal almaya başladı. Kadın sığınma evlerinin genel evlerle olan paralel artış hızı hiç kimsenin umrumda değil! Sosyal medya insanların adalet sağlayıcısı olmuş durumda, eşinden şiddet gören artık güvenlik güçleri yerine sosyal medyadan yardım umuyor. Bunu sorgulayan kimse yok. Sosyal medya hesabı olmayan ölüme mi terk edilmeli?

Duruşma salonunda hakim, (işini gerektiği gibi, hukuk çerçevesinden ayrılmadan mesleğini icra edenlere sonsuz saygım vardır.) kadına "Kızım, kocandır az sabret nikahta keramet vardır.Kocana saygısızlık etme, bir bildiği var ki öyle yapıyor.Seni sevmese dövmez." diyor. Erkeğe "Oğlum, bir daha el kaldırma karına, yazıktır." diyor. Evleneli on yıl oluyor yufka yürekli, arabulucu hakim amca; ne zaman gelecek bu keramet! Kadın bu ya hep sineye çeker zaten değil mi!

2016, 2017 ve 2018 yıllarında (726’sı polis, 206’sı jandarma kayıtlarına geçen) toplam 932 kadın cinayeti işlenmiştir. Evet bunlar yalnızca kayıtlara geçenler. Peki ya hiç haberimiz dahi olmayan kaç tane var? Bilmiyoruz değil mi? Çünkü sosyal medyada yardım çağrısında bulunamadılar, çünkü hakim arabuluculuk tavsiyesinde bulundu.

Çocuk yaşta evliliğe ve kadın cinayetlerine topyekün karşı çıkmazsak, yine ne idüğü belirsiz birkaç kendini bilmez çıkıp Allah'ın ona yararlı işler dahilinde kullanması amacıyla verdiği o ağız nimetini gereksiz yere açıp kapatacak kelime israfında bulunacak. Bu mevzunun çözümü için iki üç kişinin imza toplamasını beklemek romantizimdir. Tek yapılması gereken bir şey vardır o da harekettir ve bu hareketin üst makamlarca dikkate alınması gerekiyor aksi taktirde yine sosyal platformlarda yardım çağrısında bulunan kadınlara ment atıp, gelin kız çocuğunun evlenmesine mani olan fotoğrafçı haberlerini gururlanarak okuyacağız.


İstatistiklere bakmak isterseniz;
• https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Kadin_Cinayetleri_Rapor.pdf
• http://www.halksagligi.hacettepe.edu.tr/sunumlar_ve_seminerler/20mart_Sempozyum/erkenyas_evlilik_gebelik.pdf

17 Mayıs 2020 Pazar

İNSAN MİKROÇİPLEME

İNSAN MİKROÇİPLEME


insan mikropçipleme, ID2020, kuantum nokta

Microsoft kurucu ortağı Bill Gates, koronavirüs için kimin test edildiğini ve kimin aşılandığını gösterebilen "dijital sertifikalara" sahip insan vücuduna yerleştirilebilir kapsüller üzerinde çalışıyor.
Kuantum-nokta dövmeler, biyo-uyumlu, mikron ölçekli kapsüllerin içine gömülü bir aşı ve floresan bakır bazlı ' kuantum noktaları' içeren çözünebilir şeker bazlı mikroiğnelerin uygulanmasını içerir.

Mikroiğneler cilt altında çözündükten sonra uygulanan aşıyı tanımlamak için örüntüleri okunabilen kapsüllenmiş kuantum noktaları bırakır.

Kuantum-nokta dövmeler, Microsoft'un resmi olarak tanınan bir kimlik olmadan yaşayan 1 milyardan fazla insanın sorununu çözmek için iddialı bir proje olan Bill Gates'in ID2020 adlı diğer girişimi desteklenecek. ID2020 bunu dijital kimlik yoluyla çözüyor. Şu anda, dijital kimliği uygulamanın en uygun yolu akıllı telefonlar veya RFID mikro çip implantlarıdır.

İkincisi Gates'in 6 yıldan fazla bir süredir, Gates Vakfı tarafından implant edilebilir mikroçip implantları içeren başka bir projeye fon sağladığı. MIT tarafından da öncülük edilen bu proje, kadınların vücutlarındaki kontraseptif hormonları kontrol etmelerine izin verecek bir doğum kontrol mikroçip implantı projesidir.

ID2020


ID2020'ye gelince, microsoft bunu görmek için, diğer dört şirketle, yani; Accenture, IDEO, Gavi ve Rockefeller Vakfı. ID2020 projesi Birleşmiş Milletler tarafından destekleniyor ve BM'in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri girişimine şimdiden dahil edildi bile.

Bill Gates ve ID2020'nin bunları nasıl uygulayacağını görmek çok ilginç olacak, çünkü birçok Hıristiyan ve Şii Müslüman, mikroçipleme fikrine veya herhangi bir vücut invaziv tanımlama teknolojisine karşı çıkıyorlar.


Ancak öte yandan, bu Bill Gates'in projelerini görmesi için mükemmel bir fırsatı var, çünkü koronavirüs yayılmaya devam ettikçe ve daha fazla insan pandemiden ölmeye devam ettikçe, halk genel olarak problem çözme teknolojilerine ikna olmaya daha açık hale geliyor! Yani insan mikroçiplemeye.

Pandemi sonrası insan mikroçipleme konusunda devletlerin atacağı adımlara şimdiden hazır olun! Çünkü görünen o ki bu konuda yıllardır çalışılıyormuş ama insanlığa nasıl kabul ettireceklerini bilmiyorlarmış. Artık bu konuda ellerinde büyük bir nedenleri var! Adı da Covid-19!

10 Mayıs 2020 Pazar

İKLİM DEĞİSİKLİĞİ



İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ


6 Mayıs 2020 Çarşamba

DİJİTAL DÜNYA DEVRİMİ

  Şuanki sizler, torunlarınıza " Bitcoin'den önce oradaydım" Diyeceksiniz! Ve torunlarınız, size şöyle diyecekler; Büyükbaba \ büyükanne eminim bir sonaki hikayende de bize kağıt para zamanlarında arabanıda kendin sürmen gerektiğini anlatacaksın! Yeni fikirler hızlı bir şekilde benimsenebilir, ancak yeni kavramlar çok daha uzun sürer. Konsept ne kadar uzun olursa, o kadar fazla direnç vardır ve benimsenmesi için daha uzun zaman gerekir.

İnternet bunun harika bir örneğidir, çünkü canlı hafızada meydana gelen bir devrim olmuştur. O sırada var olan direnişi, olumsuzluğu, korkuları, kıyameti unutmadık. Ancak şimdi World Wide Web' e olan bağımlılığımızdan vazgeçebilir miyiz? Tabii ki asla. Ya Arabalar? Tarihe bakın. İlk tanıtıldıklarında, masrafları ve güvenilmezlikleri nedeniyle kullanışlı görülmediler ve atlar çok daha üstün bir ulaşım şekli olarak kabul edildi. O zamanın insanları tarafından arabaların gereksiz olduğu ve atların soyunu tüketmek için yapılmış şeytani bir girişim olarak tanımlıyorlardı. Direniş yüksekti, hükümetler tarafından kullanımlarını sınırlamak için daft yasaları kabul edildi. Şimdi sokağa çıktığınızda yolda at görüyor musunuz? Biz insanlar asla geçmişten öğrenmiyoruz ve yeni kavramlar dünyayı değiştirirken alay etmeye devam ediyoruz!

Düşünün! Dokuzuncu yüzyılda bir tüccarsınız ve toptancılara satmak için baharat veya ipek dolu geminizle bir iskeleye yanaşıyorsunuz, ancak sizden her zamanki altın parçaları yerine bir kağıt parçası kabul etmeniz isteniyor!    Ancak, sadece altını biliyorsunuz, babanız ve babanızın babası da sadece altını biliyordu ve etrafınızdaki süpheci insanlar bu kağıt parayı almamanızı, bunun bir aldatmaca olabileceğini söylüyor. Tüm kargonuzu gerçekten bor kağıt parçasına mı teslim edeceksiniz? Şuan Bitcoij konusunda aynı noltadayız.

Ancak bu kez ufkumuz genişledi. Bu kez, kavram yetişkinler tarafından oluşturulmuş olsada, gerçek küresel benimsemenin, şu anda evde uzaktan eğitim alan nesilden geleceğine emin olun!  Çocuklar dijital para birimini her gün çoo sayıda kullanıyorlar. Sadece bu degil, SADECE dijital formatta bulunan ve fiziksel forma aktarılamayan para birimlerini kullanıyorlar. Bu para birimleri, çevrimiçi oyunların birçoğunda V-Bucks(Fortnite), Robux(Roblux) veya basitçe( sanal) altın gibi oyun içi para birimleridir.

Bu para birimleri, oyunlardaki görevlerk ve görevleri tamamlamak için kazanılabilir veya " gerçek dünya" ( yani fiat) doları karşılığında satın alınabilir. Fiziksel bir mevcudiyetleri yoktur, ama değer algıları vardır.  Ayrıca, herhangi bir kısıtlama veya müdahale olmaksızın dünyanın herhangi bir yerine anında gönderilebilir. Aynı özgürlüğe sahip sanal ürünler için takas edilebilir.  'Bitcoin sadece sanla bir dünyada kullanılıyor, ancak bu, küresel bir finansal krizin kaçınılmaz olduğu Covid-19 büyümekle karşı karşıya olan bu yeni nesil için bir emsal teşkil ediyor. Sizler bunn ister farkında olun, ister olmayın.


Ve bu nesil(GenZ) büyüdüğünde ve sorumluluk aldığında, dijital para kavramını ve 'eski' üzerindeki avantajlarını kaçınılmaz olarak göreceklerinden zaten anlayacaklar. Ve şüphesiz bunu tercih edecekler.    Ve geri kalanımız için, sonunda onların düşünce tarzlarına yaklaşmamız gerekecek. Tamamen dijital matematik temelli para birimleri kavramının odtaya çıkıp yayıldığı bu günlerde, sizlerin çocuklarınızın doğum günlerinde bitcoin alıp kenara koymanız bile onların gelecek hayatlarında en büyük farkı yaratacaktır. Siz bunu yaparken eş, dost, akrabadan gelen " Altın al altın, koy yastığın altına, bozdur seneye" sesler muhakkak olacaktır.

Sevdiğimiz şeylerle kalmaya ve güvende hissetmeye meyilliyiz değil mi? Özellikle yaşlandıkça!  Size naçizane tavsiyemdir, geçmişi gelecek için yanlış anlamayın.

2 Mayıs 2020 Cumartesi

JOMO NE DEMEK?


 JOMO

 

 Jomo yani diğer adıyla joy of missing out. Fomo( fear of missing out) nun aksine

birşeyleri kaçırmaktan zevk almak demektir. Günümüz dijitalleşmesinden kaynaklı

hayatımızda yadsınamaz bir yere sahip olan sosyal medyanın ve diğer dijital bağlantıların

bizi ne denli kontrol altına aldığının hepimiz farkındayız. Ve bu durumdan pekte hoşnut

olmayanlar çokça vardır içimizde. Çoğunluk olarak en hızlı şekilde adapte olan Gen Z ( 96 ve uzeri doğumlular) en büyük risk grubunda.

Bu bir tür bağımlılık halide sayılıyor ve hastalık derecesinde olanlar için mevcut tedavi

merkezleride bulunmakta. Sosyal medya ve internetin bizim için çok kıymetli olan 'Zaman'

kavraminin en büyük düşmanı niteliğinde.

İnternetin ihtiyaç halleri içerisinde kullanılması haricinde tabi.

Peki bu jomo ( joy of missing out) kavramına nasıl geçiş sağlarım sorusunu sordugunuz

heyecanı anlıyorum. Yeni hayatınıza ilk adımı atıyor olabilirsiniz dikkat sağlam basın.



1- Öncelikle sosyal medya bildirimlerini kapatıp devamında, telefonunuzda bulunan

gereksiz uygulamaları kaldırmakla başlayabilirsiniz. ( Böylelikle telefonunuzun belleğide bir

nebze olsa rahatlamış olur. )


 2- Her an için Çevrimiçi olduğunuz zamanları bu defa sosyal medya olmadan farklı şeyler

yaparak değerlendirin. Örneğin ; kitap okuyun, meditasyon yapın (hem mental hem de

bedenen rahatlama garantili.), varoluşunuzun asıl amacını sorgulayın( güzel fikir), bir

arkadaşınızı arayıp buluşmak istediğinizi söyleyin ama bunu şimdilik pandemi nedeniyle rafa kaldırabilirsiniz.


3- Tabi bunları birden yapmanız mümkün olmayabilir. Hele ki sürekli elinde telefonla gezen

biriyseniz bunu bünyenizin kabullenmesi biraz zaman alacaktır. küçük alıştırmalar yapın ve

buna en basitinden veri bağlantını kapatarak başlayabilirsiniz.


 4- Çevrimiçi olduğunuz zamanlarda aslında kendi zamanınızdan çaldığınızın farkına varın

ve bu durumu sorgulayın.


5- Geçmiş dönemlere bakın ve sosyal medyada geçirdiğiniz zaman kadar önceki

örneklerde  ki aktivitelerle uğraşın. Göreceksiniz çok verimli bir zaman geçirecek ve geçmis

dönemler için 'keşke' diyeceksiniz.