İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
İklim değişikliği, küresel ısınma, iklim değişikliğine çözüm
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER
İklim
değişikliği, 21. yüzyılda insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük
sorunların başında gelmektedir. İnsan sağlığı, ekosistemler, hatta insan
neslinin sürdürülmesi bakımından tehdit oluşturabilecek olumsuz
etkileri nedeniyle çok ciddi sosyo-ekonomik sonuçlara yol açabilecek bir
sorun olarak değerlendirilen iklim değişikliği, özellikle son yıllarda
uluslararası gündemin üst sıralarında yer almaya başlamıştır.
Bilim
dünyası, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için
ortalama sıcaklıklardaki artışın azami 2°C ile sınırlanması gerektiğini
belirtiyor. Bu hedefin tutturulması için atmosferdeki CO2 oranının 450
ppm seviyesini aşmaması gerekiyor. Mevcut politikalar ve uygulamalar ile
bu orandaki artışın devam edeceği öngörülüyor. Dünya Bankası
karbondioksit emisyonlarının şu andaki artış hızıyla 2060 yılında
ortalama sıcaklıklardaki artışın 4°C’yi bulacağı uyarısını yaparken, bu
artışın etkilerinin özellikle yoksul kesimlerce hissedileceğini
belirtiyor.
SERA ETKİSİ NEDİR?
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ TETİKLEYEN ETKENLER
İklim
değişikliğinin etkileri arasında tatlı su kaynaklarının azalması, gıda
üretimi koşullarındaki genel değişiklikler ve seller, fırtınalar, sıcak
dalgaları ve kuraklık nedeniyle ölümlerde yaşanacak artışlar
sayılabilir.
Yaşam alanlarının hızlı değişimine ayak uyduramayan
birçok bitki ve hayvan türünün nesli yok olacak. Dünya Sağlık Örgütü'nün
verilerine göre, sıtma ve yetersiz beslenme gibi nedenlerden
milyonlarca kişi ölümle yüz yüze gelecek.Başta kömür olmak üzere fosil
yakıtların yakılması, atmosferdeki karbondioksit oranının artmasındaki
ana sorumludur. IPCC(Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli)’ye göre
2004 yılındaki insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının %56’sı fosil
yakıt kullanımında ortaya çıkan karbondioksite aittir. Ormansızlaşma da
%17’lik bir paya sahiptir. IPCC’nin 2014 yılında açıkladığı Beşinci
Değerlendirme Raporunda (AR5), 20. yüzyılın ortalarından bu yana
ortalama yüzey sıcaklıklarında gözlenen artışın büyük bölümünün kuvvetli
olasılıkla (% 95) insan kaynaklı sera gazı salımlarındaki artıştan
kaynaklandığı ve bu bulgunun, bir önceki IPCC Değerlendirme Raporuna
göre daha güçlü ve somut kanıtlara dayandığı belirtilmektedir.
YABANİ HAYAT ZOR DURUMDA
İklim
değişikliği, Kuzey Kutbu’nun simgesi kutup ayısının halihazırdaki
durumu dışında başka sorunlar da ortaya çıkarıyor. Avustralya’nın Torres
Boğazı’ndaki alçak adalardan birinde yaşayan esmer böğürtlen
sıçanlarının son üyesinin de yok olduğu 2016 yılında bilim insanları
tarafından açıklandı. Yükselen denizler dahil hava koşullarının kurbanı
olan türün tükenişi, iklim değişikliğinin yol açtığı belgelenen ilk
memeli yok oluşu olarak nitelendiriliyor. Ardından başkalarının da
geleceğine şüphe yok.
Yükselen sıcaklıklar bazı bitki ve hayvan
popülasyonlarının azalmasına neden oluyor, türleri kutuplara doğru
itiyor, göçleri ve davranışları değiştiriyor. Antarktika Yarımadası’nda
Adélie penguenleri, Kuzey Kutbu’nda büyük kumkuşu adlı sahil kuşları
azalıyor. Buz kaybı, binlerce morsu Alaska’da karaya çıkmak zorunda
bırakıyor. Tüm bölgeler değişiyor. Kayalık Dağları’ndan İsviçre
Alpleri’ne kadar dağlık ekosistemler doruklara sıkışıyor. Son birkaç
yılda okyanusların sıradışı ısınışı, dünyanın her yanındaki resiflerde
mercan ağarmasına ve ölümlerine yol açtı.
ÇÖZÜM NEDİR?
1. Enerji Verimliliği
Enerji
talebini karşılamanın tek yolu arzı artırmak değil. Gerek ekonomik
gerekse ekolojik açılardan alınacak ilk önlem talebi yönetmek. Karbon
emisyonlarını azaltmanın en çabuk ve masrafsız yolu enerji verimliliğine
yönelik önlemleri almaktan geçiyor.
WWF tarafından yayımlanan
“Enerji Raporu”na göre 2050 yılında küresel enerji talebinin, küresel
üretim projeksiyonlarında herhangi bir azalma olmaksızın 2005 yılına
göre %15 düşürülmesi olasıdır.
2. Yenilenebilir Enerji
WWF’in
“Enerji Raporu”na göre, mevcut teknolojiler ile 2050 yılında küresel
enerji talebinin neredeyse tümünün yenilenebilir enerji kaynaklarından
sağlanması mümkün. Tek bir yenilenebilir kaynağın tüm talebi karşılaması
ise olası değildir. Farklı kaynakların eş zamanlı gelişimi kilit öneme
sahiptir.
3. Ormansızlaşmanın önlenmesi
İnsan kaynaklı sera
gazı emisyonlarının %17’si başta ormansızlaşma olmak üzere arazi
kullanımındaki değişimden kaynaklanıyor. Ormanların kaybını ve
azalmasını durdurmak ve tersine hareket ettirmek, bütün olumlu iklim
enerji senaryolarının başlıca unsurlarından birisi. Toprak kullanımı
emisyonlarını durdurmaya yönelik etkili eylemlerin harekete geçmediği
durumda, iklim çözümlerinin %90’ı aşan başarı olasılığı %35 seviyesine
düşebilir.
2016’da yapılan bir araştırmaya göre,
salımına yol açtığımız her ton CO², Kuzey Kutbu’nda 3 metrekarelik buzul
erimesine yol açıyor. Enerji tasarruflu her bina, emekliye ayrılan
aşırı benzin tüketici her araç ve koruma altına alınan her hektar
ormanın faydası var. Ama dünya yakın zamanda karbonsuz enerjiye geçmezse
bunların hiçbirinin fazla yararı kalmayacak.
Şüphesiz küresel
iklimde görülebilecek bir değişiklik, Türkiye’nin değişik bölgelerini
farklı biçimde etkileyecektir. Türkiye’nin özellikle çölleşme tehdidi
altındaki yarı kurak ve yarı nemli özelliğe sahip; İç Anadolu, Güneydoğu
Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde tarım, ormancılık ve su kaynakları
açısından daha olumsuz sonuçlar görülecektir. Son yıllarda Türkiye
ormanlarında toplu ağaç kurumalarının, zararlı böcek salgınlarının ve
yangınların arttığı bilinmektedir. İklim değişikliğine bağlı olarak
kuraklık derecesinin artması, bu olayları daha da hızlandıracaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder